23 Eylül 2016 Cuma

Kumsalda Kaybolan İzler - Sally Goldenbaum



Serin bir Ankara öğleden sonrasından merhabalar! Ankara'da sonbahar kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Yani elimize çayımızı, kahvemizi alıp da, kitap okuyacağımız günler geldi. Kumsalda Kaybolan İzler'i bitireli epey oldu aslında. Ama bloğa pek uğramadığım için yazmakta geciktim. Zaten bu aralar, ayda bir kitabı ancak bitirebiliyorum. Ayıp bana değil mi? 

Kitap, Sally Goldenbaum'un okuduğum ikinci romanı. Küçük bir sahil kasabasında yaşayan örgücü bayanların yaşadıkları esrarengiz olayları anlatıyor. Aynı zamanda, serinin de ikinci kitabı. Benim bildiğim kadarıyla, şu an sadece üç kitap dilimize çevrilmiş. Keşke daha fazla olsa... Kitapta hafif bir polisiye havası da var. 




Izzy kasabanın yüncü dükkanının sahibi. Nell O'nun teyzesi. Birdie 80'lerinde, ama enerji dolu bir örgücü. Cass ise annesinin hanım hanımcık bir kız hayalinden çok uzakta olan, kasabanın ıstakoz avcısı. Bu dört kadın merakları yüzünden başlarını sürekli derde sokuyor. Gecenin bir yarısında İzzy'nin dükkanında bir yabancı bulurlar. Bu genç kadın, çok yetenekli bir lif sanatçısıdır. Uzun zaman önce Izzy, O'na dükkanında ders vermesi için davette bulunmuştur. Ancak kadının aniden çıkıp gelmesi herkesi şaşırtır. Üzerine bir de kasabanın sanat sokağından Aidan Peabody öldürülünce ortalık iyice karışır. Herkes Aidan'ı kimin öldürdüğünü merak ederken; bazıları bu işi kasabaya gelen yabancı kadının yaptığını düşünür. Ancak şüpheli görünen başkaları da vardır. Üstelik, sanat sokağından bir galeri sahibi daha öldürülünce herkes korkmaya başlar. Acaba katil kasabadan mı, yoksa dışarıdan birisi midir? İşte bizim dört, gözü pek örgücümüz bir taraftan örgülerini örerken; bir taraftan da katili araştırmaya başlarlar...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------

ARKA KAPAK

Huzur kokan sokakların uzandığı, dostluğun nefes almakla eşdeğer 
olduğu, sakin ve bir o kadar keyifli bir kasabada hayat, ansızın
ortaya çıkan davetsiz bir misafirle bozulur. Herkesin hikayesini
merak ettiği bu yabancının gelişiyle, sanat camiasının önde gelen
isimleri tuhaf bir şekilde peş peşe cinayete kurban gitmeye 
başlamış; kasaba halkının bir liman gibi sığındığı dinginlik artık
yerini korku ve endişeye bırakmıştır...


İlk romanı Kıyıya Vuran Hayatlar'la dikkatleri üzerine
çekmeyi başaran Sally Goldenbaum, serinin ikinci kitabı
Kumsalda Kaybolan İzler ile okurlara heyecanın,
gizemin ve entrikanın harmanlandığı doyumsuz bir roman
daha armağan ediyor.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Serinin ilk kitabı hakkındaki düşüncelerimi merak ederseniz burada. Tatilcilerin izlerinin yavaş yavaş kumsallardan kaybolmaya başladığı şu günlerde kitap okumak için daha çok zaman yaratalım diyerek, keyifli okumalar diliyorum... 

19 Eylül 2016 Pazartesi

Kızıma Kalem Kutusu Ördüm


Merhabalar! Özel günler dışında buralara uğramadığımın farkındayım. Aslında yazacak çok şeyim vardı. Ama ülkenin gündemi herkeste olduğu gibi, bende de istek bırakmadı. Bir de okullar tatilken kızımla daha çok zaman geçirmek istedim. Bugün okullar açıldı. Tüm öğrencilere yeni eğitim ve öğretim yılında başarılar diliyorum. 

Ben de günün anlam ve önemine uygun bir paylaşım yapmak istedim. Kızım ne zamandır benden bir kalem kutusu istiyordu. Benim bileğim malum, özellikle tığ işi oldukça zorluyor. Ama kızımı kırmak istemedim. Uzun sürse de bir kalem kutusu ördüm.

Önce kalem kutusunun olmasını istediğim uzunlukta zincir çektim. Tabii burada fermuar uzunluğu göz önünde bulundurulmalı. Sonra zincirin etrafına sık iğne yaptım. 


Yalnız her iki uçta aynı deliğe dört sık iğne yaptım.


Sonraki sıralarda her sık iğneye tek batarak örmeye devam ettim. Böylece kalem kutusunun kenarları kıvrıldı ve şekillenmeye başladı.


İstediğim büyüklüğe gelince örgüyü bitirdim. Göz ve burun için yine sık iğne olarak, iki küçük ve bir de daha büyük daire ördüm. Yalnız büyük daireyi ikinci sıradan sonra artırmadan ördüm ki, burun gibi kavisli olsun.


Ben cesaret edemediğim için astar yapmadım. Aslında yapılsa fermuar da temizlenmiş olur tabii. Ama dikiş beni hâlâ korkutuyor açıkçası. Fermuarı makinede diktim. Bir köşesini beceremeyince, o kısmı elimde hallettim. Gözleri yerleştirdikten sonra, burnun içine boncuk elyaf doldurarak diktim. Kızımın beğendiği bir anahtarlığı da fermuara iliştiriverdik. İşte kalem kutumuz hazır. Kızım çok beğendi. Umarım sizler de beğenirsiniz.


Fermuarın bir tarafını elimde diktim demiştim ya; o kısım gözüme pek hoş gözükmeyince, gözleri yaptığım iplikle biraz süs yaptım :) İnternette bunun gibi pek çok model var. Fikir olsun diye ben de paylaşayım dedim. Denemek isteyenlere kolay gelsin...

30 Ağustos 2016 Salı

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun





Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu topraklarda barış, birlik ve beraberlik içinde yaşamayı dileyerek; başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, bütün şehitlerimizi minnetle anıyoruz. 



30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun...

29 Temmuz 2016 Cuma

Şu Anda Nerede Olmak İsterdiniz?


Merhabalar! Sıcak bir Ankara akşamından selamlar...Tam da balkonumda oturmuş, biraz blog gezmeye niyetlenmiştim. Bilgisayarımı açınca aşağıdaki fotoğrafla karşılaştım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. 


Sanırım kıştı, çok bunaldığım bir sırada Google'de deniz fotoğrafları araştırmıştım. Bu fotoğraf çok hoşuma gitmiş ve masaüstü fotoğrafı yapmıştım. Bana huzur verdiği için de değiştirmedim. Açıkçası fotoğrafın sahibini bilmiyorum. Dediğim gibi görsellerden buldum. Umarım bloğumda paylaştığım için bana kızmaz. Ben şu anda, tam da böyle bir yerde olmak istiyorum. Fotoğrafın görünmeyen tarafında da yeşillik olduğunu varsayıyorum. Böyle sessiz, sakin, deniz ve yeşilin arasında olmak... Bol bol yüzdükten sonra o hamağa uzanıp kitap okumak ya da biraz örgü örmek istiyorum. Huzur istiyorum. Tüm algılarımı kapatıp; orada, o anın tadını çıkartmak istiyorum. Peki siz, şu anda nerede olmak istiyorsunuz?