24 Nisan 2018 Salı

Fırında Lor Peynirli Mantar Dolması (Nam-ı Diğer Diyet Börek)



Merhabalar! Havalar güzel giderken, insanın içi kıpır kıpır oluyor. Ben hiç evde durmak istemiyorum. Ama bugünlerde kendimi biraz yorgun hissetmeye başladım. Bahar yorgunluğu olsa gerek diye düşünüyorum. Yakında tahlillerim yapılacak, bakalım eksik gedik bir şeyler var mı? Gıdasız kalmamak için, yediğime içtiğime çok dikkat ediyorum. Doktorum, diyetisyenim ne dediyse aynen uyguluyorum. Şu ana kadar demir eksikliği dışında bir sorun yaşamadım. Zaten o da benim eski sorunum. Bu yorgunluğu da çözersek iyi olacak...



Şimdi yine sağlıklı bir tarifle karşınızdayım. Üstelik benim gibi tüp mideli olan, ya da diyette olup; canı börek isteyenler için de güzel bir alternatif. Genellikle bu tarifin tereyağlı ve kaşar peynirli versiyonu yapılıyor. Eminim bunu da yapanınız çoktur... 

Önce mantarları yıkayıp, saplarını çıkartıyoruz...



Sonra, ayrı bir yerde lor peynirinin içine dereotu ve maydanoz doğruyoruz. İsterseniz taze soğan da doğrayabilirsiniz. (Şimdi aklıma geldi.) Ben yağ koymadığım için, harcın içine bir de yumurta kırdım. Böylece protein oranı da arttı. Biraz da tuz ekleyin, işte size güzel bir börek harcı...



Ardından, hazırladığınız harcı mantarların içine doldurun. 



Mantarların saplarını da ziyan etmeyin tabii...



Siz üzerine kaşar rendesi de ekleyebilirsiniz. Ama tükettiğim yağ miktarına dikkat etmek zorundayım. O yüzden kaşar koymayı tercih etmedim. Bu haliyle de gayet güzel kızardı... 200 derecede, önceden ısıtılmış fırında mantarlar pişene kadar tutun.



Mantarlar yakından büyük görünüyor, aslında büyük değiller.



Hem kolay, hem de lezzetli oldu. Ben daha önce canım börek isteyince, böyle bir harç hazırlayıp ekmeklerin üzerine sürerdim. Tarifini burada bulabilirsiniz. Bazen de kabağın içine doldururdum. Onun tarifi de burada... Ama bizim protein ağırlıklı beslenmemiz gerektiği için, son zamanlardaki favori tarifim bu... Böreği de hiç aratmıyor biliyor musunuz? Denemek isteyenlere kolay gelsin...

15 Nisan 2018 Pazar

Issız Kar Taneleri - Kimberley Freeman



Merhabalar! Yine yaklaşık 1 aydır sesim çıkmıyor değil mi? Ama günlerim o kadar yoğun geçiyor ki... Bir türlü buralara uğrayamıyorum. 

Bu arada, tüp mide ameliyatımın üzerinden 6,5 ay geçti. Çok şükür ki, 41 kilodan kurtuldum. Her sabah, verdiğim bu karar için minnet duyarak uyanıyorum. Artık daha hareketli bir insanım. Düzenli olarak yürüyorum, pilatese gidiyorum. Şimdi buna, pilates günlerinde yarım saat de fitness ekledik. Bir taraftan da örgü kursuna devam ediyorum. Yani nasıl akşam oluyor anlamıyorum. Akşamları da erkenden uykum geliyor, yatıyorum. Aslında hayatım düzene girdi. Bütün günüm saat saat, planlı bir şekilde geçiyor. Emek olmadan hiçbir şey olmuyor. İnsanın bunu aklından çıkartmaması gerek...


Lafı uzatmadan kitaba geçeyim en iyisi... Kimberley Freeman en sevdiğim yazarlardan biri... Zümrüt Şelaleleri ve Esir Şarkılar Vadisi dışındaki tüm kitaplarını okudum ve hepsini çok beğendim. Fakat Issız Kar Taneleri, diğer kitaplardan biraz daha farklıydı. Kitap, yine iki farklı zamanda geçiyor, ama arada yüzyıllar yok. 1976 ve 2005 yılları arasını anlatıyor. 

Sofi, Lena ve Natalya, Sovyet Rusyası'nda yaşayan üç kuzendir. Lena ve Natalya'nın babaları, kızları Sofi'nin ailesine emanet edip; ortadan kaybolur. Bundan sonra kızlar, üç kız kardeş gibi büyür. Acı tatlı, pek çok şey yaşarlar. Ama değişmeyen tek şey, bir gün Rusya'dan kurtulup, zengin bir hayat sürme arzularıdır. Bunu gerçekleştirmek için yapmayacakları şey yoktur... 


Yaparlar da... Spolier vermemek için detaylara girmeyeceğim. Ama Rusya'dan çıkmayı başarıp, kendi hayatlarını kurarlar. Fakat, her yıl bir araya gelmeyi ihmal etmezler.  694 sayfalık kitapta, üç kızın mutluluklarını, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını okuyorsunuz. İhanet ve sadakat arasında gidip, geliyorsunuz. Bu kadar kalın olmasına rağmen, sürükleyici bir kitap. Ben kendi zamansızlığımdan dolayı 1 ayda ancak bitirebildim. Ama iyi bir okuyucu için 694 sayfa bir çırpıda biter. Kitabı bitireli 15 gün oldu, ancak buraya yazmam da zaman aldı maalesef. 

ARKA KAPAK

Kar taneleri, kaybedilmiş bir çocukluk için dökülen
gözyaşını şefkatle kucaklar...


Sovyetler Birliği'nin geleceğinin belirsizliğinde büyüyen üç kız...
Sofi ve kuzenleri Natalia ile Lena... Aynı hayalleri ve aynı günahları
paylaşacak olan bu üç arkadaş, bir söz verirler. Nerede olurlarsa olsunlar asla birbirlerini bırakmayacaklardır. Ancak kış fırtınayı da beraberinde getirir.

Büyüdükçe her biri farklı yerlere, farklı hayatlara savrulur. Hayatlarına karşı duydukları tatminsizlikler ise kıskançlığa, rekabete ve ihanete yol açacaktır.

Her acıyla daha derin yaralar alan bir dostluk, nefreti de beraberinde 
getirmez mi? Öyle ki bu nefret, içlerinden birinin hayatına son vermek
anlamına geliyorsa...

Peki, her kış masalı mutlu sonla biter mi?

Issız Kar Taneleri, tutkuları uğruna her şeylerini riske atmaktan çekinmeyen üç kadının hikayesini anlatan, kaderin getirdiklerine ve onlarla yetinmeyi bilmeye dair dokunaklı bir Kimberley Freeman romanı.


Ben, kitabı severek okudum. Sadece diğer Kimberley Freeman kitaplarından farklı geldi. Örneğin, Avustralya'nın sıcak doğasını aradım :) Bir de daha önce okuduğum kitap da biraz dramatikti. (Onu da henüz buraya yazmadım) Keşke iki kitap arasında biraz daha pembe gözlüklü bir kitap okusaymışım... Ama yine de güzel bir kitaptı. Bu tür kitapları seviyorsanız, hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Bu arada, kitabımın yanındaki örgülerim bitti. Beremi zaten görmüştünüz. (Bir önceki yazıma bakınız.) Hırkamı da bir ara gösteririm size. Mutlu pazarlar, keyifli okumalar diliyorum...



26 Mart 2018 Pazartesi

Açıklamalı Ponçik (Ahududu) Bere


Merhabalar! Buralara daha sık uğramaya çalıştıkça uzak kalıyorum. Bu bereyi geçen hafta bitirdim, buraya ekleyeceğim diye instagrama da koymadım, ama bir türlü yazamadım...

Bu yıl sonbahardan beri, bir ponçik sevdasıdır gidiyor. Herkes ponçik hırka ördü. Ben ise, kilo veriyorum diye uzak durdum. Ama örmeyi de çok istiyordum. Sonunda işlerimi ayarlayıp, kendime bu bereyi ördüm. Boyunlık da örmeye niyetliyim. Ama gelin görün ki, bereme kızım el koydu :)) Şimdi kendime yenisini örmem gerek... Olsun, zaten ben bu modeli örmeyi çok sevdim. 

Aslında model, eskiden beri var olan ahududu modeli... Youtuba girip, ahududu modeli diye aradığınızda pek çok video ile karşılaşıyorsunuz. Ben burada size beremin ölçülerini vereceğim. Saçlarım kısa olduğu için, arkadan sarkan bere modellerini kullanmayı daha çok seviyorum. O yüzden kendime ördüğüm bereleri hep aynı türde yapıyorum.



İpim Nako Ombre, 4 ve 6 numaralı şişleri kullandım. 4 numaralı şişe 98 ilmek attım. 96 ilmek örneği kurmak için, başlardaki 2 ilmek ise kenar ilmekleri. Bazı insanlar kenar ilmeklerini örmeden alırlar. Bense, örerek alındığında kenarların daha düzgün durduğunu düşünüyorum. 7 cm kadar bir ters, bir düz lastik ördüm. Sonra elime 6 numaralı şişimi aldım ve örgüye onunla devam ettim. Örneği düz yüzde kuracağız. 1 kenar ilmeğini ters ördüm. Bunu her sıra sonunda ve başında yapmayı unutmayın. Bu ilmekler örnek sayımıza dahil değil. Sonra 3 ters, 1 düz; 3 ters, 1 düz olarak sıra sonuna kadar devam ettim. Son ilmeği yine ters ördüm. Arka sırada ilmekleri gördüğüm gibi, yani ön yüzde düz ördüklerimi ters; ters ördüklerimi düz olarak ördüm. İkinci sırada yine kenar ilmeğinden sonra 3 ters ördüm. İpim öndeyken, bir önceki sırada düz ördüğüm ilmeğin içinden 7 ilmek çıkarttım. Sonra yine 3 ters ördüm. Buradaki düz ilmeği aynen düz ördüm. (Yani alt sırada kurduğumuz 3 ters 1 düz ilmeklerdeki 1 düzlerin birine ahududu yapacağız, birine yapmayacağız ki; ahududular üst üste binmesin.) Yine 3 ters ördüm ve ipim öndeyken 1 düzden 7 ilmek çıkarttım. 3 ters, 1 düz, 3 ters ördükten sonra yine ipim öndeyken düz ilmekten 7 ilmek çıkarttım. Sıra sonuna kadar böyle devam edip, son ilmeği (kenar ilmeği) ters ördüm. Tabii ilmek sayınız 176 falan oluyor, şaşırmayın. Doğru yoldasınız :) Örgünün tersinde her zaman ilmekleri gördüğümüz gibi örüyoruz. Ahududuları da ters örmeyi unutmuyoruz. Tam 12 adet ahududu olması gerek. Bu şekilde devam ederek 5 sıra örüyoruz. Altıncı sırada ahududuları kaydıracağız. Ters ilmeklerde hiçbir değişiklik yok. Yalnızca çıkarttığımız 7 ilmeği toplayarak 1 düz ilmek haline getiriyoruz. Bu sefer, aşağıda düz olarak ördüğümüz ilmeklerden 7 ilmek çıkartıyoruz. Burada 13 ahududumuz oluyor.  Böyle anlatınca akıl karıştırıcı olabilir. Ama dediğim gibi, ahududu modeli diye aradığınızda pek çok video bulabilirsiniz. 


Lastikten sonra 7 tane ponçik (ahududu) olana kadar ördüm. Yedinci ahududuları toplarken yeni ahududu yapmadım. Yani modelin en başındaki gibi 3 ters, 1 düz, 3 ters ördüm. Tersleri geldiği gibi örmeye devam ettim. Sonraki sırada 3 tersleri 2 ye düşürdüm. Düzleri aynen ördüm. Daha sonraki sırada 2 tersleri 1'e düşürdüm, düz ilmekleri aynen ördüm. Bu sefer kalan 1 ters ve 1 düz ilmeği birlikte ters ördüm. Örnek 1 ters, 1 düz oldu. En sonunda, kalan tüm ilmekleri ipe geçirip büzdüm ve gizli dikişle bereyi bitirdim.

Berenin arkası da böyle oldu...


Ben keyifle ördüm, kızım da severek giyiyor. Gerçi artık bere havası kalmadı ama, şimdi örerseniz seneye hazır olur. Takıldığınız bir yer olursa seve seve yardımcı olmaya çalışırım.

Bu bereye kursa gitmeden önce başlamıştım. Aralarda bitireyim dedim. Orada kendime büyük, salaş bir hırka örüyorum. O yüzden araya başka iş sokmak istemiyorum. Yoksa buna bir de boyunluk örmem lazım. Bakalım, bileklerim izin verirse sırayla hepsi örülür ve kışa hazır olur...




16 Mart 2018 Cuma

Kuğulu Parktan Geçerken


Merhabalar! Umarım hepiniz iyisinizdir. Ankara'da bazen bahar havası, bazen de ılık kış havası yaşıyoruz. Bu günlerde sık sık yağmur yağıyor ki; bu durum kurak geçen kıştan sonra ilaç gibi geliyor. Ben de, bu yazımda paylaşacağım fotoğrafları böyle yağmurlu bir günde çektim.

Beni takip edenler, eylül sonunda tüp mide ameliyatı olduğumu bilir. O andan itibaren benim için zor, ama keyifli bir süreç başladı. Şu anda altıncı ayımın içindeyim. Bu 5,5 ayda hayatımda pek çok şey değişti. Şimdilik 36 kilo verdim ve vermeye devam ediyorum. Burada uzun uzun yaşadıklarımı anlatmayacağım tabii... Eh, sözü niye buraya getirdin o zaman dediğinizi duyar gibiyim :) (Ama soran olursa seve seve deneyimlerimi paylaşırım.) Bunları anlatmamın nedeni, benim huyumun, suyumun iyi anlamda değişmesi... Ben 131 kiloyken evden çıkmak istemiyordum. İnsanlarla yüz yüze görüşmemek için türlü bahaneler buluyordum. Artık evde oturmak istemiyorum. Tabii, bu kışı yürüyüş yapmak dışında yine evde geçirdim. Ama bu, grip salgınından korunmak içindi. Hemen hemen her gün açık havada yürüyorum. İki aydır haftanın üç günü pilatese gidiyorum. Evet, pilatese zorunluluktan başladım. Fakat şu anda büyük keyif alıyorum. 

Veeee sıkı durun... Son olarak da, örgü kursuna yazıldım. Bunu tamamen sosyalleşmek için yaptım. Yanımda benimle aynı şeylerden hoşlanan, birlikte oturup, örgü örebileceğim insanlar olsun istedim. Çünkü benim çevremde kimse örgü örmüyor. Örgü örmeyi seven insanlar birlikte örmenin, model ve fikir alışverişi yapmanın ne kadar keyifli olduğunu bilirler... Ben örebildiğim kadarıyla insanlara yardımcı olmaya çalışırım. Ama artık insanlarla kanlı canlı da görüşmek istedim.

İşte bu yüzden modern ve güzel örgüleriyle dikkatimi çeken Serap Koçak ile iletişime geçtim. Tunalı Hilmi Caddesi'deki Aynalı Çarşıda, Ankara Lanoso Clupta ders verdiğini öğrendim. Bu çarşamba ilk dersime katıldım. Gerçekten çok eğlenceli ve keyifli zaman geçirdim. İnsan ne kadar bilirse bilsin, yine de öğrenecek çok şeyi oluyor. Öncelikle basit, ama şık bir hırka örüyorum. Bitince sizinle de paylaşırım.

İşte Kuğulu Parktaki bu fotoğrafları da o gün çektim. Lafı yine çok uzattığımı biliyorum. Önceleri dertten yazıyordum; şimdi heyecandan yazıyorum :) Susuyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum...
















Önce çiseleyen yağmurun altında Kuğulu Parkta geçirdiğim zaman, ardından da hoş sohbet ve örgü dolu keyifli saatler... Önümüzdeki çarşambayı iple çekiyorum. Bakalım ortaya neler çıkacak? Gerçi bitmiş işlerim var. Fotoğraflarını çekebilirsem, önce onları paylaşırım sizlerle. En kısa zamanda görüşmek üzere...


7 Mart 2018 Çarşamba

Sonunda Ben de Dikişsiz Boyunluk Ördüm


Merhabalar! Şubatı bitirdik de, martı bile yarıladık neredeyse... Benim blog çalışmalarım yine ağır aksak devam ediyor. Hala tam bir düzen oturtamadım maalesef...

Bileklerim de idare eder durumda. Hiç olmazsa, yavaş da olsa örgü örebiliyorum. Görüşmediğimiz bu süreçte bir boyunluk, iki de bere örmeyi becerdim :)) Yıllardır dikişsiz boyunluk örmeye niyetlenip, niyetlenip erteliyordum. Haklıymışım da, dikişsiz boyunluk beni gerçekten zorladı. Bitirmem tam 1 ayımı aldı. Şimdi hemen, ne var ki bunda diyeceksiniz. Haklısınız da, eskiden olsa çabucak örerdim. Fakat, bu örnekte sürekli iki ilmeği bir arada aldığımız için bileklerim bayağı zorlandı. Az az örmem gerekti. Ama olsun, bitirdim ya; zafer benim...


Siyah siyah, içinizi karartacağım üzgünüm. Ama kızım bu sefer siyah istedi. Alize Lanagold ve Alize Şal Simlinin siyahını karıştırarak ördüm. 


Boyunluk için 95 ilmek attım. Biliyorsunuz bu boyunlukta ilmekleri çevirip, bir o kadar daha ilmek çıkartıyorsunuz. Zaten internette dikişsiz boyunluk yazdınız mı, çeşit çeşit tarif çıkıyor karşınıza... Ama bizi bu boyunlukla tanıştıran da Sibel Kavaklıoğludur. Ben O'nun tarifiyle ördüm.


Bere de, geçenlerde kendime ördüğüm krem rengi berenin aynısı. sadece alındaki lastiği biraz daha kalın ördüm. Tarifini isterseniz burada...

Bu kış yine fazla iş çıkartamadım. Hiç örememekten iyidir diye düşünüyorum. Bakalım mart bitene kadar bir bere daha örebilecek miyim? Şimdi gidip biraz kitap okumayı düşünüyorum. Hepinize kolay gelsin...


23 Şubat 2018 Cuma

Bay Mucize - Debbie Macomber


Merhabalar! Yine arayı çok açtım değil mi? Buraları gerçekten çok özlüyorum, ama eşimin emekliliği bana pek yaramadı. Evde olması tabii ki çok güzel. Ancak kendime fazla zaman ayıramıyorum maalesef. Bir de eşim, bilgisayar, telefon gibi şeylerden pek hoşlanmayınca bloğa zaman ayırmam daha zor oluyor. Üstelik bir de bilgisayarım tamire gitti geldi. Neyse, şimdi buradayım işte... Umarım daha sık uğrayabilirim. 

Bay Mucize, tam bir yılbaşı kitabı... Zaten ben de aralıkta başlayıp, ocakta bitirdim. Bu aralar hayatımdaki her şey çok yavaş ilerliyor. Ama günler çok hızlı geçiyor. Hiçbir şeye tam anlamıyla vakit ayıramıyorum.

Debbie Macomber kitaplarını seviyorsanız, bu kitabı da seveceğinizi düşünüyorum. Bence kitabın en büyük sorunu, basım hataları... Gerçekten, dikkat çekecek derecede basım hatası var. Aynı soruna, yine Epsilon Yayınevi'nden çıkan Yıldızlı Gecede de rastlamıştım. O kitap hakkındaki düşüncelerimi de buradan okuyabilirsiniz. Yayınevinden bu konuda biraz daha özenli olmasını rica ediyoruz.



Harry Mills, dünyada ilk kez görev yapacak bir melektir. Bu görevde, klasik edebiyat dersi veren bir öğretmen rolünü üstlenir. Gözetmeni Celeste de kendisine yardım edecektir. Harry'nin dünyadaki şeylere adapte olmaya çalışması zaman zaman eğlenceli ve şaşırtıcı olabiliyor. Harry'nin asıl görevi, sınıfındaki Addie adındaki kıza yol göstermektir. Tabii bu yolculukta Addie ile birlikte Erich, Danny, Elaina ve Andrew'un da hayatlarına dokunur. Bu arada kendisi de umulmadık şeyler yaşar. 

Yukarıda da yazdığım gibi kitap, yılbaşı zamanında geçiyor. Bu yıl kar, kış görmemişken böyle bir kitap okumak gerçekten iyi geldi. 

ARKA KAPAK

Debbie Macomber'dan masal tadında bir roman daha...

Kılavuz melek Harry, yirmi dört yaşındaki Addie'ye yardımcı
olma göreviyle dünyaya gönderildiğinde, buranın ne kadar
karışık bir yer olduğundan ve duygularla mücadele etmenin
zorluğundan habersizdi...

Addie ise yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından ailesinin evine
dönmek zorunda kaldığında, çocukluk aşkı Erich ile yeniden
karşılaşacağını bilmiyordu. Geçmişinde onun kalbinde yaralar açan 
Erich'in değişimi karşısında kayıtsızlığını koruyabilecek miydi?

****************************************************************************************

Hafif, eğlenceli, kolay okunur bir kitap arıyorsanız; Bay Mucize, tam aradığınız kitap olabilir...
Biraz daha çok kitap okumayı ve buraya daha sık uğrayabilmeyi umarak, hepinize keyifli okumalar diliyorum... 

20 Ocak 2018 Cumartesi

Açıklamalı Nako Kartanesi Bere



Merhabalar! Umarım, güzel bir cumartesi geçiriyorsunuzdur. Ankara'da hava soğuk, fakat güneşli. İnsanın evde oturası gelmiyor. Bugünlerde buraya fazla uğrayamadım, ama nasıl akşam oluyor anlamıyorum. 

Diyetisyenimin önerisiyle pilatese başladım. Haftada üç akşam oraya gidiyorum. Gündüzleri de, her gün 1 saat yürüyorum. Yemekti, evin ve evdekilerin gönüllerini almaktı derken, kendimi yatağa nasıl attığımı bilmiyorum...



Kendimi kanepeye attığım anlarda da elime ya örgümü, ya kitabımı alıyorum. Bilgisayarı hala yaptıramadım. O yüzden masa başında kullanmak zorundayım. Bu yorgunlukla da pek gözüm yemiyor doğrusu. Kanepede sıcacık battaniyemin altında oturmak daha cazip geliyor. Ayyy, çenem düştü yine...

İşte geçen hafta biten berem...



Ben Nako Kartanesini çok sevdim, bu rengine ise bayıldım... Bu, çok basit bir bere. Yeni örgü öğrenenler bile kolayca örebilir. İp o kadar gösterişli ki, model yapmaya gerek duymadım. 40 cm'lik 6 numaralı misinalı şişle ördüm. Eğer normal şişle örmek isterseniz, 2 ilmek fazla atın. Bu bereyi 14 yaşındaki kızım için ördüm, ama bana da gayet rahat oluyor. 62 ilmek başlayarak, 8 cm iki ters, iki düz lastik ördüm. Ben berede kalın lastik seviyorum, siz isterseniz daha kısa yapabilirsiniz. Sonra 3 ilmek düz örüp, 4. ilmekten bir ilmek daha çıkarttım. (Bir gün fotoğraflarla anlatmaya çalışırım, ama internette bu konuda pek çok video var.) Sıra sonuna kadar, 3 ilmek düz, 4. ilmeği iki ilmek yaparak ördüm. Böylece beremiz biraz genişlemiş oldu. Bereyi, lastikten sonra 16 cm örerek tamamladım. Berenin tamamı 22 cm oldu. Yalnız, bere bitmeden önceki dört sırada her iki ilmeği birlikte örerek eksiltme yaptım. Dört sıra boyunca bunu yapınca berede 5 - 6 ilmek kaldı. Bu 10 - 11 ilmek de olabilir. Sonra ipimi uzunca bir şekilde kesip, iğneye geçirdim. İlmeklerin içinden geçirerek berenin tepesini iyice büzdüm ve sağlamlaşması için tersinden diktim.


En son da bu şirin ponponu dikerek bereyi bitirdim...

Bu da berenin önden görünüşü... Biraz flu çekmişim, kusuruma bakmayın artık :))



Bere gerçekten çok basit, örmesi de, kullanması da keyifli... Bu fotoğrafları annemin geldiği gün çekmiştim. Aşağıdaki fotoğraftaki mamaları da, o gelecek diye yaptım. Ama ben yemedim tabii ki... Artık 3,5 ay oldu ve ben bu düzene uyum sağladım. 



Yalnız bunu yazmadan duramayacağım; bu, Pakmaya'nın Kafkas Çöreği karışımı. Paketten sadece maya ve baharat karışımı çıkıyor. Diğer malzemeleri paketteki tarife göre siz ekliyorsunuz. Çörek pişerken, evi öyle bir koku sardı ki... Aslında sadece evi değil, apartmanı da sarmış o koku... Annem eve girince, ay bu koku sizden mi geliyordu, bütün apartman kokuyor dedi... Ben yemedim dedim, ama bu bir çimdik kopartıp, tatmadığım anlamına gelmiyor :) Böyle durumlarda kendime işkence yapmıyorum. Bir çimdik ya da çatalın ucuyla tadıyorum. Eğer, baharatlı, tatlıyla tuzlu karışık tatlardan hoşlanıyorsanız bir deneyin derim... Bereyi de örmek isterseniz, şimdiden kolay gelsin... 

9 Ocak 2018 Salı

Baktüs Şal Ördüm



Merhabalar! Sonunda örgülerime kavuştum. Yavaş yavaş örüyorum, ama örüyorum. Benden mutlusu yok artık...

Kasım ayında, sevgili ayselceörgüler baktüs şal örme etkinliği başlatmıştı. Ben ancak aralık ayında katılabildim ve dün bitirebildim. Fotoğraf çekimi de bugüne kaldı... Yani 2018'de biten ilk işim, bu şal oldu.



Ben Nako Vals ile ördüm. Evdeki iplerimin arasından seçmiştim. Boyunda duruşu çok rahat oldu. Ama kalın bir iple ördüğünüzde daha çabuk bitirme ihtimaliniz var tabii..



Ben şalı bitirebilmek için 344 ilmeğe erişmek zorunda kaldım. Çok keyifle ördüm tabii. Ama malum, bilekler sorunlu... Bu kadar çok ilmek olunca yavaş yavaş örmem gerekti. Dolayısıyla da, aralıkta başlayıp, ocakta bitirdim :))



Şalımı o kadar çok sevdim ki; Fotoğraf çekmeye doyamadım. Bir de size kalp göndereyim dedim :)



Eğer siz de bu şaldan örmek isterseniz Ayselciğim burada, oyasını da burada çok güzel tarif etmiş. Ben de onun tarifiyle çok rahat bir şekilde ördüm. Bunca yıldır hiç baktüs şal örmemiştim. Kısmet bugüneymiş. Ayselciğim, tarif için de, etkinlik için de çok teşekkür ederim. Sayende ilk baktüs şalımı örmüş oldum. Bakarsın arkası gelir...

2 Ocak 2018 Salı

Kar Taneleri - John Green - Maureen Johnson - Lauren Myracle


Merhabalar! Umarım yeni yılın ilk günleri güzel geçiyordur. Benim bu iki günüm kitap okuyarak, örgü örerek ve sporumu evde yaparak geçti. Daha da geç olmadan, geçen ay yetiştiremediğim yazılarımı yazmak istiyorum. Kitapları okuyorum, ama hiçbir zaman buraya zamanında yazamıyorum. Aslında bu kötü oluyor. Çünkü kendimi yeni başladığım kitabın akışına kaptırınca, çoğu zaman diğer kitabın duygusu bana uzak kalıyor. Lafı fazla uzatmadan kitaba geçeyim...


Kar taneleri, yılbaşında geçen üç ayrı öyküden oluşuyor. Üç ayrı yazar tarafından yazılmış olmalarına rağmen, hepsi de birbiriyle bütünlük içinde.

Birinci hikaye, Maureen Johnson tarafından yazılmış. Kitabın baş kahramanı Jübile adında bir genç kız. Noelde ailesi hapse girince Florida'ya büyükannesinin yanına gitmek zorunda kalır. Ancak, bindiği tren kar fırtınası yüzünden Gracetown Kasabası yakınında yolda kalır. Böylece Jübilenin macerası başlar...

İkinci hikaye ise, John Green tarafından yazılmış. Aynı trendeki bir grup ponpon kız, kasaba yakınındaki bir kafeteryaya ulaşmayı başarır. Kafeteryada çalışan gençler, kasabadaki okul arkadaşları olan üç kafadarı da oraya çağırır. Bu arada, gençlerin hepsinin kız mı erkek mi olduğu konusu başlangıçta biraz akıl karıştırıyor. Jp, Dük ve Tobin de ponpon kızları görmek için kafeteryaya varma çabalarında sınır tanımazlar...

Üçüncü hikayeyi Lauren Myracle yazmış. Bu bölümde de Addie'nin hikayesini okuyoruz. Addie, erkek arkadaşı Jeb'den ayrıldığı için çok üzgündür. Onu teselli etmek de arkadaşları Dorrie ve Tegan'a düşer. Addie arkadaşları tarafından bencillikle suçlanan biridir. Çoğu zaman öyle davrandığı da doğrudur. Ama Addie, bu yıl her şeyi yoluna koymaya kararlıdır...


ARKA KAPAK

Son 50 Yılın En Feci Kar Fırtınası...
Kara Kışın Ortasında,
Üç Romantik Aşk Masalı!


Gracetown tam da yılbaşına günler kala kara gömülmüştür. Ancak
zorlu hava koşulları, can sıkıcı bir durum olmanın da ötesine geçer.
Her şeyden habersiz bir kız, fırtına yüzünden yolda kalan treninden
dışarı adım attığı anda hayat değiştirecek, kaçınılmaz olaylar
silsilesini de tetikler.

Çok geçmeden, aşırı enerjik on dört ponpon kız kasabanın
kafelerinden birine hücum eder. Dük'ün sinema gecesi onur
meselesine dönüşen bir görevle sevimsizce bölünür ve aşk acısıyla
kıvranan bir genç kız, minicik bir evcil hayvanın kaderinde çok
önemli bir rol oynar.

Üç hikaye bir araya gelirken yabancıların yolları kesişecek ve aşk
filizlenirken herkesin yüreği ısınacaktır...

Dokunaklı, yeni yıl kutlamalarının heyecanıyla dolu ve komik...
Günümüzün çoksatan üç yazarından başka ne beklenirdi ki zaten?





Üç yazarı da ilk kez okudum. Açıkçası, kitap bana arka kapakta yazdığı gibi eğlenceli gelmedi. Sanırım daha genç bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Zaten karakterler de 16 - 17 yaş aralığında. Belki bu yüzden, belki kitabın dili yüzünden, kitapla frekanslarımız tutmadı. Kitapları yarım bırakmak gibi bir alışkanlığım olmadığı için okuyup, bitirdim. Tabii bu göreceli bir kavram. Benim beğenmediğim bir kitaba başkaları bayılabilir. Bu yüzden kötü demek yanlış olur...

Şu anda elimde Debbie Macomber'ın Bay Mucize'si var. Bu kitap bana çok daha sıcak geldi. Aslında Bay Mucize de aralık hedefimdeydi. Ama Kar Taneleri'ni okumakta zorlandığım için, Bay Mucize ocak ayına sarktı... Onu da en kısa zamanda bitirmeyi hedefliyorum. Çünkü, bu yıl daha çok kitap okumak istiyorum. Hepinize keyifli okumalar diliyorum...





Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...