5 Aralık 2016 Pazartesi

Kelebek Adası - Sarah Jio



Merhabalar! Sarah Jio'nun yeni kitabının çıktığını öğrenince hemen sipariş verdim. O sırada Tüyap Kitap Fuarı olduğu için, kitabım elime biraz geç ulaştı. Ben de, okumakta olduğum kitap biter bitmez Kelebek Adası'na başladım. Aslında cuma gecesi bitti, ama ancak yazabildim.



Kitabı, Sarah Jio hayranlarının seveceğini düşünüyorum. Hikaye yine farklı zamanlarda geçiyor. Ancak, bu kez farklı insanların farklı zamanlardaki hikayesi değil de; aynı insanın farklı zamanlarda yaşadıkları anlatılıyor. Tabii bu arada, pek çok insanın hayatından kesitler de işin içine giriyor. Açıkçası kitabın içeriğinden söz ederken, oldukça dikkatli olmaya çalışacağım. Çünkü vereceğim en ufak bir detay, her şeyi mahvedebilir. 

Bu arada Sarah Jio, kitabın başında biz Türk Okurlara bir mektup yazmış. Kitabın içinde de İstanbul'dan ve kebaplarımızdan söz etmiş. İki yıldır da yeni kitaplarının çıkışını ülkemizde yapıyor. Bizleri unutmadığı için kendisine teşekkür ediyorum.

Kitap, baş kahramanımız Charlotte'ın 2037'deki yaşantısıyla başlıyor. Daha sonra 30 yıl geriye gidiyoruz. Charlotte'ın en yakın arkadaşı Gabby'i, nişanlısı Erik'i tanıyoruz. Erikle evlenmelerini ve balayına çıkmalarını okuyoruz. Charlotte'ın hayal ettiği gibi, büyük bir gemiyle Bermuda tarafında deniz turuna gidiyorlar. Ancak Erik'i deniz tuttuğu için tatilleri pek de umdukları gibi geçmiyor. Ayrıca Erik, sürekli telefon görüşmesi yapıyor ve iş için olduğunu söylüyor. Bermuda'da karaya çıktıklarında, bir korsan teknesi turuna katılmaya karar veriyorlar. Ancak son anda bir sorun çıkıyor ve Charlotte tura yalnız gidiyor. İşte her şey buradan sonra karışıyor. Bermuda şeytan üçgeni yine yapacağını yapıyor...




ARKA KAPAK  

Mavi Kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz?
Mavi Kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça
nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi 
kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz.
Siz onları değil, onlar sizi bulur.

Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir.
Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek
keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır.
Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka
bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız 
bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve
evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz.
Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata
başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında
çünkü size başka bakıyordur artık hayat. 


Yukarıda da yazdığım gibi, kitapta pek çok hayat iç içe geçmiş durumda. Sayfaları çevirdikçe, daha önce anlatılmış olaylar anlam kazanmaya, ya da çözülmemiş olaylar çözülmeye başlıyor. Aslında, normalde olması imkansız şeyler kitapta gerçek oluyor. Bu yönüyle biraz da fantastik roman havası var. Ben yine çok beğenerek okudum. Kitaplarımı genellikle geceleri okuduğumu yazmıştım. Bazen uyanır uyanmaz, okuduğum kitaplar aklıma geliyor. Kendimi kahramanlar ve kitabın devamında neler olacağı konusunda düşünürken buluyorum. İşte, Kelebek Adası da bu kitaplardandı. Bu tarz romanları okumayı seviyorsanız, mutlaka öneririm.

Ayrıca kitabı okurken, Tom Hanks'in daha önce izlediğim Yeni Hayat (Cast Away) filmi aklıma geldi. Eğer izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm...

2 Aralık 2016 Cuma

Sebzeli Mantar Çorbası


Merhabalar! Madem aralık geldi, madem hava buz gibi; öyleyse sofralarımızdan sıcacık çorbaları eksik etmeyelim değil mi? 

Klasik mantar çorbasını hepimiz biliriz. Ben de bayılırım doğrusu. Ama daha önce sebzelisini hiç içmemiştim. Geçenlerde kızım televizyonda görmüş. Anne, bana da yapar mısın dedi. Ben programı izlemediğim için, kendime göre bir tarif oluşturdum. 


250 gr. mantarı ince ince, bir büyük kapya biberi ve bir büyük havucu da küp küp doğradım. Tepeleme 4 yemek kaşığı unu, bir tatlı kaşığı tereyağda hafifçe kavurdum. Üzerine 6 bardak su eklerken bir taraftan da topaklanmaması için telle çırptım. Bu aşamada topak oluşursa, blender kullanabilirsiniz. Daha sonra doğradığım sebzeleri ve yarım su bardağı bezelyeyi tencereye koydum. Kaynadıktan sonra, ocağı kısarak sebzelerin pişmesini bekledim. Altını kapatmak üzereyken 1 su bardağı sütü yavaş yavaş, karıştırarak ekledim. Kaynamak üzereyken ocağı kapattım.

Evdekiler oldukça beğendiler. Ben un koyduğum için, patates koymak istemedim. Siz, tarifi dilediğiniz malzemelerle zenginleştirebilirsiniz. Kış akşamları için değişik bir çorba oldu. Denemek isteyenlere kolay gelsin...

29 Kasım 2016 Salı

Bloğum 2 Yaşında





Zaman zaman yağmurlu, güzel bir sonbahar gününden merhabalar... Bugün bloğumu açalı tam 2 yıl bitmiş. Benim için zorlu günlerdi. Paylaşmak, içimi dökmek ve kendimi güzel bir şeylerle oyalamak ihtiyacındaydım. 

Örüyordum, okuyordum. diğer blogları izliyordum... Ben de bir cesarete bloğumu açtım. Gerek diğer blogger arkadaşlarım; gerekse siz sevgili takipçilerim bana kucak açtınız. Ben de burada sizlerle çok güzel dostluklar kurdum. 

Bu yıl fazla yayın yapamadığımı biliyorum. Ama pek çok blogger arkadaşım gibi ben de, ülkemizde yaşanan şeylerden oldukça etkilendim. Burası, benim hayata tutunmak için can simidim olmasına rağmen uzak kaldım. Umarım bundan sonra her şey güzel olur. Bizler de burada birlikte olmaya devam ederiz. Hepinize çok teşekkür ediyorum... 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Kayıp Hayaller Atölyesi - Beth Hoffman



Merhabalar! Bugünden itibaren havalar soğuyacak deniyordu. Pek çok yerde de öyle oldu. Ama Ankara'da hava henüz çok güzel. Öğlen kızımı okula götürürken güneşli havanın tadını çıkartmaya çalıştım. Ama ben bu satırları yazarken yavaş yavaş bulutlar gelmeye başladı.Yani tam da elimize kitabımızı alıp, koltuğa gömülme zamanı...


Kayıp Hayaller Atölyesi, Beth Hoffman'a ait okuduğum ilk kitap. Açıkçası, dili çok akıcı. Kitabı yer yer merak ederek ve büyük bir keyifle okudum. Özellikle ahşap boyamaya merakı olanların ilgisini çekecektir. Kitap, başından sonuna kadar hayvan sevgisi, aile bağları, arkadaşlık üzerine kurgulanmış. 

Teddi, babasının çiftliğinde yaşayan ve hayalleri olan bir genç kız. Çocukluğundan beri eski mobilyaları bulup, boyayıp, tamir etmeyi çok seviyor. Zaman zaman bu mobilyaları da satma imkanı buluyor. Bir gün kendi dükkanını açmak istiyor. Teddi'nin annesi O'nun okumasını istiyor. Bu uğraşını ve hayallerini önemsemiyor. Teddi'nin sekreterlik okuluna gidebilmesi için tüm ayarlamaları yapıyor. Ama Teddi bunu hiç istemiyor.  Babası ise O'nun ayaklari üzerinde durabileceğine inanıyor ve hayallerinin peşinden koşması için her türlü yardımı yapıyor. Teddi'nin doğaya aşırı düşkün ve hayvanlarla anlaşmakta özel  becerisi olan bir de erkek kardeşi var. İkisi birbirlerine çok düşkünler. Teddi bir gün yenilediği eski bir komodini yol kenarında satmaya çalışırken, Bay Palmer adındaki antika satıcısıyla tanışıyor. Adam bir gün hayallerinin peşinden gitmeye karar verirse, kendisini bulmasını istiyor. Aradan zaman geçiyor ve Teddi, babasının lise bitirme hediyesi olarak aldığı arabayla evden ayrılıyor. Charleston'a gittiğinde Bay Palmer'ı buluyor. Bu andan itibaren Teddi'nin hayatı tamamen değişiyor... 

Kitabı okumayanları da düşündüğüm için daha fazla ayrıntı vermeyeceğim. Teddi'nin ailesiyle ilgili bölümlerde oldukça duygu yüklü anlar bulabilirsiniz. 

ARKA KAPAK 

" Kardeşim bir hayal dünyasında yaşıyor gibiydi, bir kez bile
ağladığını duymadım. Küçük traktöründe oturup koca gözleriyle
etrafı izler, kulaklarını dikip doğayı dinlerdi. Öyle ki, doğanın sesi
ona herhangi bir insanınkinden çok daha etkileyici gelir, ağaçların
etrafında dolanan rüzgarın ve kuşların şarkısı ona dünyanın
gerçeklerini anlatırdı sanki." 

Teddi Overman gençliğini yaşadığı çiftliğe her gidişinde, kardeşi
Josh'u ondan ayıran Kızıl Nehir'in büyüsüne kapılırdı. Her ne 
kadar onun yokluğuna alışmakta zorlansa da, bir umutla onu hayata
yeniden bağlayacağına inandığı bir dükkan açmıştı. Müşterileri de 
kendisi gibi farklı hikayeleri olan, birbirinden ilginç insanlardı.
Teddi, bu dükkan sayesinde tanıştığı ve harika dostluklar kurduğu 
insanlar sayesinde ailesini yok eden o acı olayı kabullenmeyi 
başarmış, ardından sürpriz bir şekilde aşkla tanışmıştı. Artık,
tamamen unutup geride bırakması ve her daim hatırlaması gereken
yaşanmışlıkları birbirinden ayırmanın tam zamanıydı.

Kayıp Hayaller Atölyesi, merak uyandıran karakterleri ve sıcacık 
kurgusuyla bir kadının kırgınlıklarına, çocukken aldığı derin
yaralara ve tüm olumsuzluklara rağmen hayata tutunmasına
tanıklık eden etkileyici bir roman.
---------------------------------------------------------------------------------------------------



Ömrümüz boyunca karşımıza çıkan tüm zorluklara rağmen, bir gün hayatımızın düzene gireceğine inanmamıza yardımcı olan bir romandı. Örgümden de küçük bir parça göstererek, diğer kitabımı okumaya gidiyorum. Onu da yarıladım. Eğer bir terslik olmazsa, yakında sizlerle paylaşırım. Keyifli okumalar diliyorum.






21 Kasım 2016 Pazartesi

Açıklamalı Çarkıfelek Bere


Merhabalar! Geçen gün birkaç dolabımı elden geçirdim. Oraya buraya tıkıştırılmış, kalma yünler buldum. Öyle çok yünüm var ki... Artan yünlerin yüzüne bile bakmıyorum. Bu sefer hadi dedim, ortada kalmasınlar. Zaten çarkıfelek bere örmek istiyordum. Bari işe yarasınlar değil mi? 

İpim nakonun çok eski bir yünü. Daha önce ördüğüm bir şaldan kalmıştı. Etiketini atmışım. Tiftik tarzı bir yün, ama çok az daha kalın. Fakat, berenin bant kısmına ip yetmedi. Aynısından bulma şansım olmadığı için de evdeki başka bir iple tamamladım. 

Sağ olsun Sibel Kavaklıoğlu berenin yapılışını çok güzel anlatmış. Ben de O'nun youtube kanalından izleyerek yaptım. Videoyu izlemek isterseniz, link burada...




Ben de nasıl yaptığımı fotoğraflarla anlatmaya çalışacağım. Benim ipim biraz daha kalın olduğu için 3,5 numara tığ kullandım. İpim farklı olmasına rağmen sayıları değiştirmedim. Bu yüzden berem biraz daha dökümlü oldu. Sihirli halkayla başladım. İçine 13 tırabzan yaptım. Sonraki sırada, ikinci tırabzandan başlayarak her tırabzana çift battım. Bu arada, üst sıraya sıra başını belli ederek çıkmıyoruz. Geldiği gibi, diğer sıraya devam ediyoruz.

Ama trabzanların üzerine batmıyorsunuz. Bir seferinde fotoğraftaki gibi, tığı alttan tırabzanın etrafından geçiriyorsunuz. Bu kısmı örerken fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Sonradan göstermeye çalıştım. Umarım yardımcı olur.





Diğer seferinde de, üstten tırabzanın etrafından geçiriyorsunuz. Daha önce bu yöntemle başka bereler de örmüştüm. Ama hiç kaydırma yapmamıştım.




Bu şekilde 2 tümsek, 2 çukur tırabzan yaparak devam ediyorsunuz. Sonuçta 6 tümsek, 6 çukur yaprak yapmaya başlamış oluyoruz. 14 sıra boyunca her yaprağın başındaki tırabzana çift batıyoruz. Böylece, her yaprakta 14 tırabzanımız oluyor. 14. sıradan sonra, 13 tırabzan kabarık yaprak örüp, 14. tırabzanda çukur yaprağa başlıyoruz. Çukur yaprak da 14 tırabzan olacak. Yani, her yaprağın son tırabzanında diğer yaprağa başlıyoruz. Böylece en üstteki ve en alttaki  fotoğrafta görüldüğü gibi, yapraklar dönmeye başlıyor. Kaydırma yaptığımız sıradan itibaren artırma yapmıyoruz. Bu şekilde 14 sıra daha örüyoruz. Sonraki sırada 11 tırabzan örüp, 12. ve 13. tırabzanları birlikte alıyoruz. 14. tırabzanda yine kaydırma yapıyoruz. Bütün yapraklarda aynı işlemi uyguluyoruz. Her yaprakta 10 tırabzan kalana kadar böyle devam ediyoruz. Sonra tığımızın üzerine ip dolayarak yarım tırabzan yapmaya başlıyoruz. Yarım tırabzana çakma sık iğne de diyorlar.  Her boşluğa bir kez batıyoruz. Ancak ikinci yarım tırabzan sırasına geçince, bir önceki sık iğnenin üzerine değil de, fotoğraftaki gibi ilmeğin arasına batıyoruz. Yani tığa ip doluyoruz, alttaki ilmeğin içine batıyoruz ve tek seferde çekiyoruz. Yaklaşık üç parmak kadar da böyle devam edip beremizi bitiriyoruz.




Berenin önden, yandan ve arkadan görünüşü böyle. Fark ettiyseniz, İlmeklerin içine battığımız için alın kısmı zincirli bir görünüme sahip. Yalnız, daha önce yazdığım gibi bere kısmında kullandığım ip biraz kalındı. O yüzden ben alın kısmında da eksiltme yaptım.





Evet hem elimde kalan ipimi değerlendirdim, hem de şık ve sıcacık bir bereye sahip oldum. Örmesi gerçekten çok zevkliydi. Ben böyle bulmaca çözer gibi örülen örnekleri seviyorum. İnsanın dikkatini tetikte tutuyor :) Umarım faydalı olabilmişimdir. Sibel Hanım'ın video linkini de yukarıda vermiştim. Oradan da takip ederek, bu güzel bereyi örebilirsiniz. Denemek isteyenlere kolay gelsin...

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...