20 Temmuz 2017 Perşembe

Ses Veriyorum



Merhabalar! Bu kez gerçekten çok uzak kaldım. Neden bilmiyorum, ama bir türlü uğrayamadım buralara. Sanırım eşimin sürekli evde olması, okulların kapanması, benim bir ay boyunca fizik tedaviye gitmem bayağı etkili oldu. Bu arada kendimle ilgili oldukça radikal bir karar verdim. Bununla ilgili pek çok tahlil yaptırmam gerekti. Yaklaşık 25 gündür hastanelere gidip geliyorum. Durum netleştiği zaman sizleri de bilgilendireceğim tabii :) 

Haziran sonunda küçük bir tatil yaptım...


Tatilde de kitabımdan vazgeçmedim...


Koşturmacamdan fırsat kaldığı sürece çiçeklerimle ilgileniyorum...






Kapımızın önünde ve penceremizde beslediğimiz iki kedimiz var. İkisi de birbirinin aynısı. Sanırım kardeşler. Birinin adını pıh koyduk. Çünkü beslemek için bile elimizi uzatsak, hemen pıhlıyor. Bize bir türlü alışamadı :) Diğeri ise minnoş. Aşağıdaki fotoğraf ona ait. O da sadece kızımın yaklaşmasına izin veriyor. Olsun, onları uzaktan sevmek bile bize iyi geldi...


Veee, olmazsa olmazlarım, kitaplarım... Bunlar haziran ayında ve temmuzun başında okuduklarım. Aslında bir tane daha var, ama ona ayrı bir post yapmak istiyorum. Normal yazma düzenimi bir yerden yakalamam gerek değil mi?


Biliyorum çok değil, ama benim hızıma göre gayet iyi. Özellikle fizik tedavi sırasında çok güzel kitap okunuyor, haberiniz olsun :)

Önce Kır Çiçeği Tepesiyle başlamak istiyorum.


Kır Çiçeği Tepesi, Kimberley Freeman'ın okuduğum ikinci kitabı. Şu anda üçüncüsü elimde... Daha önce Deniz Feneri Koyu'nu okumuş ve çok beğenmiştim. Eğer, merak ederseniz tık tık...
Kır Çiçeği Tepesi Adındaki Çiftliğin hikayesini, 1900'lerin başında bu çiftlikte yaşamış Beattie'nin ve O'nun torunu Emma'nın 2000'lerde yaşadıklarını merak ediyorsanız, mutlaka okuyun derim. 

Bırak Pencerenden İçeri Süzülsün Hayat ise benim için hayal kırıklığı oldu...


Klasik, aldatılan eş ve boşanma süreci... Samantha'nın, bu süreçte düştüğü zorlukların üstesinden gelme çabaları... Kitabın adı ve arka kapağında yazanlardan dolayı almıştım. Ama okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz...

Piruze... Aaaaahhh Piruze... İçimi yaktın, kavurdun benim...


Çok merak ettiğim bir kitaptı. Ayrıca Sinan Akyüz de çok merak ettiğim bir yazardı. Fizik tedavideki arkadaşlarımdan Şükran Hanım'ın bana hediye ettiği birkaç kitaptan biri Piruze idi. Büyük bir hevesle okudum. Ama okurken içim parçalandı. Seksenli yıllarda Şam'a gelin giden bir Diplomat kızı Piruze'nin acıklı ve zor hayat hikayesi... Hem merak ettim, hem üzüldüm. Bu yüzden biraz zor okudum kitabı. Ama kitabın devamı olan Piruze ve Oğullarını da satın aldım. Moralimin yüksek olduğu bir ara, onu da okuyacağım. Üzüntülü şeyleri de okuyabilirim diyorsanız, mutlaka okuyun derim.

Yine aldatılıp, boşanan bir kadın hikayesi...


Ama bu kitabı beğendim.  Boşanmak zorunda kalan Evelyn, kendisine yeni bir hayat kurar. Bunun için de ülkenin diğer ucuna gider, orada kendisine yeni arkadaşlar edinir. Yıkık dökük bir dükkanı adam edip, kırkyama atölyesine dönüştürür. Ona yardım eden arkadaşları da, kendisi de hayattan yeni dersler çıkartırlar...

Mümkün olduğunca kısa yazmaya çalıştım. Ben hala örgü öremiyorum. Bu da beni çok üzüyor. Ama ne yapalım, şimdilik yukarıda anlattığım şeylerle oyalanmaya çalışıyorum. Arayı fazla açmamayı umuyorum. Yeniden görüşmek üzere...

4 yorum:

  1. Yeniden sesinizi duymak çok güzel. Ne yazık ki zaman zaman uzaklaşabiliyoruz blogdan. tatillerde daha sık uzak kalıyoruz sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum. Maalesef bazen öyle oluyor. Görüşmek üzere, sevgiler...

      Sil
    2. Çiçekler çok güzelmiş. Sardunyalar, menekşe, kediler ve tabi ki kitaplar.:)

      Renkli ve cıvıl cıvıllar, kaleminize sağlık...

      Sil
    3. Zarif yorumunuz için çok teşekkür ederim, hoşgeldiniz. Sevgiler...

      Sil

Görüşleriniz Benim İçin Değerlidir!

Zaman ayırıp, yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yorumlarınız onaylandıktan sonra görüntülenecektir. Reklam ve hakaret içeren yorumları yayınlamıyorum. Düşüncelerinizi bekliyorum...